Sevgili 24, güzelliklerin olsun
İnsan, geçmişine bakmadan yarınını görebilir mi? Dün yaşanmadan bugün yaşanır mıydı mesela… İki zaman çizgisi arasında sıkışıp kalmış gibiyim. Ya da ben mi öyle hissediyorum? Belki de zamanın değil, durumların arasında kaldım ve tüm suçu zamana yüklüyorumdur. Ne yaptığını tam bilmeyen bir hâlde, insan başkalarını nasıl suçlayabilir ki zaten?
Yarın doğum günüm. Yirmi üçüncü yaşıma bugün son kez sahibim. Aslında yarını bugünden farklı kılacak olan tek şey de bu. İnsanlar büyüdüğümü sanacak. Oysa ben yarın büyümek istemiyorum. Öyle bir yıl geçirdim ki… Sanki her gün yeni bir yaş almışım gibi.
Sevgili hayat, isyan olarak algılama ama yarınıma bir kez olsun dokunmasan olur mu? Yarın, yanımda sadece gerçekten olanları görsem… Bu yeterli olmaz mı sence de? O kadar kayıp verdim ki; bana varmış gibi görünen insanların yokluğunu artık kayıp gibi hissettirmeyeceğin bir yaş mümkün mü?
Ve canım hayat… Herkesi bir yerden deneyip, bir şekilde yakıyorsun ya hani… Aynı yerden sürekli yakarsan, oraya nasıl merhem sürebilirim? Sitem etmiyorum ama iyileştirmeye korktuğum yaralarım var benim. Pastamı üflerken hangi biri için dilek dilemeliyim bilmiyorum. Hangisini daha çok istiyorum ya da hangisinin gerçekleşme ihtimali daha yüksek, emin değilim.
Öyle güzel, öyle kusursuz suçlandım ki bu yaşımda… Yeni yaşımda, mesleğim bile olmayan o “avukatlığı” bir kenara bırakabilir miyim? Kendimi savunmak zorunda kalmadan da var olabilir miyim?
Ah canım hayat… Zorsun. Kolay olmanı hiç beklemedim zaten. Ama en azından dinlenebileceğim yerleri güvenli kılabilir misin? Sırtımı yasladığım duvardaki bıçakları, dikenleri bana önceden gösterebilir misin?
Ve sen…
Bunu okuyan ben.
Belki yarın hiçbir şey sihirli bir şekilde değişmeyecek. Ama sen, neyin gerçek olduğunu artık biliyorsun. Her geleni kalıcı, her gideni kayıp sanmak zorunda değilsin. Yoruldun, evet. Ama hâlâ buradasın.
Bu yeni yaşta kendine şunu borçlusun:
Seni yaralayanı değil, seni gerçekten var eden şeyi büyütmeyi seçmek.
İyi ki varsın.
Yorumlar
Yorum Gönder