Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SEKİZ BİN YEDİ YÜZ ALTMIŞ

 Bir yoldayım. Herhangi bir yol... Nerede dursam daha gidecek çok yolum varmış gibi hissediyorum. Nerede dinlenmeye kalkışsam orada daha çok yoruluyorum.  Bir yoldayım. Herhangi bir yol... Ne zaman yola koyulduğumdan bihaber ilerlemeye programladım kendimi. Ne zaman arkamı dönsem bi karış mesafe katedemediğimle yüzleşiyorum. Bir yoldayım. Herhangi bir yol... Sanki herkes bir yerlere yetişiyor da ben çoktan geç kalmışım gibi. Oysa nereye geç kaldığımı bilmiyorum. Belki de hiçbir yere.  Bir yoldayım. Herhangi bir yol... Karşımda sonsuz bir karanlık, arkamda gri bir bulut ve ben gittikçe karanlığa bürünüyorum. Ya yol yanlış ya ben. Yoksa acaba yönümü mü şaşırdım? Bir yoldayım. Herhangi bir yol... Kilometreler mi oldu yürüyeli yoksa daha sekiz bin yedi yüz altmış metre mi? Yürüdükçe çoğalan ve dağılan bir yoldayım. Bir yoldayım. Herhangi bir yol... 

HENÜZ KATİLİMİ TANIMIYORKEN

 Merhaba. Ben birbirinden farklı, birkaç hikayede yer alan ve bundan son derece memnun biriyim. Ben; Ayşeyim, Zeynep'im, Narin'im, İkbal'im, Fatma'yım, Emine'yim ve daha nicesiyim. Annemin kızı, babamın biricikliği, sevdiğimin gözünün içiyim. Hayalleri olan, işe yetişmeye çalışan, akşam ne pişirsem diye düşünen, belki çocuğunun ödevine yardım eden biriyim. Ben bir kadınım. Ve her gün, benim gibi bir kadının, bir kız çocuğunun haberini alıyoruz. Gazetelerin manşetlerinde veya sosyal medyanın karanlık köşelerinde bir isimle başlıyor her şey. Bu topraklarda bir kadın olmak, isminle değil, bir potansiyel istatistik olarak var olma hissiyle uyanmaktır bazen. Sabah çayının sıcaklığı avuçlarında, bir yandan da gazetelerin üçüncü sayfa haberi olma ihtimalinin soğuk gölgesi omuzlarındadır. Pınar, Aleyna, İpek, Aylin, Özgecan, İkbal, Ayşenur, Bihter, Hilal... Bunlar sadece isimler değil, birer yüz, birer hikâye, birer kahkaha, birer "hoşça kal"dı. Zamansız, elvedası...