Kayıtlar

Temmuz, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KÜLBAHAR

   Kapkaranlık dünyamda bu kadar aydınlık niçin?   Bir yıldız düştü sessizce avuçlarıma bilmem nereden,   Korkuyorum söner diye, tutuşurken içimin,   Bu sır bu kadar yakınken, bu kadar uzak neden?   Bir gülüşün kırıntısı aydınlatan karanlığı içim,   Sıcak bir nefes gibi erir buzlar ruhumda.   Kapkaranlık dünyamda bu kadar aydınlık niçin?   Sanki bahar gizlice dokunmuş yarama…   Belki de küllerimden yeniden doğmak için,   Bu ışık, bu sancı, bu deli rüzgâr kalbimde esen.   Yanmak bile güzelse seninle bir an için,   Kapkaranlık dünyamda bu kadar aydınlık niçin?   Gözlerinde kayboldum, eski ben gitti, Yalnızlık duvarları yıkıldı bir nefeste. "Sevilmek" dedim, "bu nasıl bir mucize?" Kapkaranlık dünyamda bu kadar aydınlık niçin?  

Kaleme Gelen Kelamlarım -I

Gece  Dudaklarından: sızan ışıkla yıkandı odam Bir çalıntı güneş   Saklıyorum  Mahpus kirpiklerimin zindanında  Sabah uyandığım o ilk saniye Göğsünün dalgası vurur yalnızlığıma,   Soluk alışın Fotosentez yapan bir yıldız Besler karanlığımı yalnız Beynimde kurduğun ülke Sınırları yok  Pasaportsuz giriyorum   Gözlerinin gölgesinin vizesiyle  Her düşünce durağında   Seni istasyon şefi yaptım  Seni görmek için isterim izin "Yok" dersin, bilirim  Bulanık bir siluetin  Hafızamı yoklar durur  Halbuki ezbere bilirdim  Teninin coğrafyasını milim milim Ahmet Arif’in prangası değil bu!   Zamanı büken bir özlem: Dakikaları eriten,   Saatleri mum gibi eğiten,   Geceyi hamur yoğurur gibi   Senin kokunla sarmalayan    Yokluğun bana yazdırdı:   Var olduğun saniyeler Bir mürekkep balığının Karanlığı savuruşu gibi Islattı sayfalarımı Şimdi buradayım: ...