Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SESSİZCE

Seni seveceğim günler biriktiriyorum Bir kitabın aralanmayan sayfasında Ya da şu saksıda duran papatyanın ilk yaprağında Yelkovanın akrebi her ziyaret edişinde Yağmurun toprak kokusunu getirişinde Perdemi aralayıp göğü gördüğümde Seni seveceğim saatler biriktiriyorum Beraber mırıldanacağımız şarkılar Göğsünde uyuyacak olduğum geceler doluyor içime Sarhoş oluyor gece ve biz ayakta duramaz halde... Biz dünyanın döndüğünü bir mezenin yanında fark ederken Seni sevesim gelir aniden Soğuk, çıplak olan ak kavağın dalları Yeşil yeşil kelamını sürdürürken Karşıda ki parkın yeşil salıncağında gülümseyen göçmen çocuğun Tebessümünden dünyaya yaymak isterken Ürkerim, ufacık tebessümü herkese pay ederken. Kalbi andıran bulutun dağılıp parçalandığı vakitlerdeyim Geceden beri ağlayan gökyüzünün, yeryüzündeki mahcubiyeti Daha da koyulaşan beyaz binanın en ucundaki kiremitiyim ben Görmediğim duymadığım her yerdeki acı da hüzün de benim Bu kadar dağılmışken etrafa Seni sevdiğim gün...

Kilit

Gece, koridorun sonundaki kapı kitlenir.   Bir gıcırtı, sonra sükût... derin, keskin.   O soluk alır duvarın ardında,   Her nefes, paslı bir çivinin dönüşü gömleğime.   Ben, kırık bir anahtar deliğinden,   Karanlığın çiğneyişini izlerim.   Sen ise, sıcak bir nefestesin telefonun camında,   Sabahı taşıyan bir çorba kasesi buharında.   Dokunuşun, terliğin yumuşak gıcırtısı,   Sığınak kapım, kilitsiz.   Ama aramızda gerilmiş o incecik ip,   Cambazın sallandığı...   Ve aşağıda, dipsiz bir kuyu değil,   O var.   Yüzü belirsiz, gölgesi uzun.   Düşsem, önce ona çarpacağım,   Sonra sana ulaşamayacağım.   İp sarsılır, ben titrerim.   Seninle olan her adım,   Onun üzerimdeki bakışıyla sınanır.   Kırılırım. Cam kırıkları gibi dağılır sesim duvarlarda.   Öfke, bir çakıl taşı sıkışmış boğazımd...