Kilit
Gece, koridorun sonundaki kapı kitlenir.
Bir gıcırtı, sonra sükût... derin, keskin.
O soluk alır duvarın ardında,
Her nefes, paslı bir çivinin dönüşü gömleğime.
Ben, kırık bir anahtar deliğinden,
Karanlığın çiğneyişini izlerim.
Sen ise, sıcak bir nefestesin telefonun camında,
Sabahı taşıyan bir çorba kasesi buharında.
Dokunuşun, terliğin yumuşak gıcırtısı,
Sığınak kapım, kilitsiz.
Ama aramızda gerilmiş o incecik ip,
Cambazın sallandığı...
Ve aşağıda, dipsiz bir kuyu değil,
O var.
Yüzü belirsiz, gölgesi uzun.
Düşsem, önce ona çarpacağım,
Sonra sana ulaşamayacağım.
İp sarsılır, ben titrerim.
Seninle olan her adım,
Onun üzerimdeki bakışıyla sınanır.
Kırılırım. Cam kırıkları gibi dağılır sesim duvarlarda.
Öfke, bir çakıl taşı sıkışmış boğazımda.
Seni özlerim. Kokunu, sözlerini.
Ama onun kapısı, demirden bir dil.
Söker aklımı, kilitleyemem bile.
Bazen... çok karanlık bazen.
O nefes kesilse, o kapı bir daha açılmasa,
Sadece çürüyen tahtaların sesi kalsa...
İstemem. İsterim. Kilit tutmaz bu isyanı.
Vicdanın paslı zinciri sıkar boynumu.
Uyurum. Belki.
Rüyamda yürürüm o ipin üstünde,
Sarsılmadan. Sen, karşıda, ellerin uzanmış.
O yok. Sadece boşluk, sessiz ve yumuşak.
Uyanırım. Kapı gıcırdar.
O nefes, hâlâ orada.
Ve ip, hâlâ gerilmiş.
Sen, hâlâ uzakta.
Ben, hâlâ düşmekle kalmak arasında.
Yorumlar
Yorum Gönder