HENÜZ KATİLİMİ TANIMIYORKEN

 Merhaba. Ben birbirinden farklı, birkaç hikayede yer alan ve bundan son derece memnun biriyim. Ben; Ayşeyim, Zeynep'im, Narin'im, İkbal'im, Fatma'yım, Emine'yim ve daha nicesiyim. Annemin kızı, babamın biricikliği, sevdiğimin gözünün içiyim. Hayalleri olan, işe yetişmeye çalışan, akşam ne pişirsem diye düşünen, belki çocuğunun ödevine yardım eden biriyim. Ben bir kadınım. Ve her gün, benim gibi bir kadının, bir kız çocuğunun haberini alıyoruz. Gazetelerin manşetlerinde veya sosyal medyanın karanlık köşelerinde bir isimle başlıyor her şey.

Bu topraklarda bir kadın olmak, isminle değil, bir potansiyel istatistik olarak var olma hissiyle uyanmaktır bazen. Sabah çayının sıcaklığı avuçlarında, bir yandan da gazetelerin üçüncü sayfa haberi olma ihtimalinin soğuk gölgesi omuzlarındadır. Pınar, Aleyna, İpek, Aylin, Özgecan, İkbal, Ayşenur, Bihter, Hilal... Bunlar sadece isimler değil, birer yüz, birer hikâye, birer kahkaha, birer "hoşça kal"dı. Zamansız, elvedasız hoşça kalırlar mıydı? Şimdi onlar, soğuk ve amansız bir grafiğin içinde kaybolmuş rakamlara dönüştürüldü. Sistem, onların kimliklerini sildi; yerine, konuşulması daha kolay, hatırlanması daha zor birer numara bıraktı.

Sessizce fısıldadığımız gibi, herkes elif, pınar, gökçe, sude iken bir rakam haline gelir oldu. Bu, sadece bir şiddet meselesi değil, aynı zamanda bir kimliksizleştirme, bir yok sayma meselesidir. Önce canından oluyorsun, sonra da adından.

İçinde birikmiş o korku ve öfke, en insani tepkidir. Çünkü bu öfke, "sorulmayan tüm hesapların, alınmayan tüm yanıtların itiraz bulduğu beden" olmaktan kaynaklanır. Ben o bedenlerden yalnızca biriyim. Bizim bedenlerimiz, faili meçhul kalan hesapların, cezasız kalan suçların, duyulmayan çığlıkların sessiz tanığı haline geldi. Her birimiz, bu yüzleşmenin yaşandığı bir savaş alanıyız adeta.

Belki de mesele, bu rakamlara dönüşmeyi reddetmekte yatıyor. Hatırlamakta, isimleri haykırmakta, her bir rakamın ardında bir insan olduğunu asla unutmamakta. Biz, hikayelerimizle varız. Kahkahalarımızla, korkularımızla, sevgimizle, öfkelerimizle... Rakamlar soğuk ve anlamsızdır; oysa isimler, tüm hayatımı taşır. 

Ben sen değilim ama en çok senden taraf olanım. Ben bir kadınım. Ben bir kız evladıyım. Birileri gibi benim de hayallerim var. En azından sizin için biri olmalıyım sistem için zaten bir istatistik, bir grafik, bir haber bülteninin 30 saniyelik malzemesiyim. Bir gün manşetteyiz, diğer gün unutulmaya mahkum ediliyoruz. Belki de henüz tanışmadığım katilim beni ilham alarak bir bavula koyar, belki bir toprak parçasının biraz içine gömer, belki bir kuyunun içine atılırım. Sahi, beni katilim aranızdan kopartınca, bir rakam olarak anımsadığınızda annemin acısını paylaşmış olacak mısınız? 

Ben; Fadime'yim, İrem'im, Şevval'im, Ece'yim, Hatice'yim, Sibel'im, Elif'im ve daha nicesiyim. Beni hatırladınız mı? Hayır hatırlamadınız çünkü ben sayımı bilmiyorum sizlerse ismimi...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SESSİZCE

Kaleme Gelen Kelamlarım -I

KÜLBAHAR