BİR TAHİR MESELESİ
Camı çatlamış olan çerçevede durur resmin
Ne zaman sevecek olsam seni
Yüreğimden evvel elimi kanatırsın
Can kenarımda filizlendiririm seni
Sen bana açmasan da canıma can katarsın
Farkında olmasan da güzel bakıyorsun bana
Gülen gözlerle öylece, ulu orta, tüm çıplaklığınla.
İstemeden nasıl da suluyorsun
İçimde gizlediğim umudu
Gör bak, günlerdir intihar planı kuran tırtılı
Güzelliğinden sebep erteliyor yaşamı.
Herkes elimden mutluluğu çalarken
Sen tereddütle yaklaştığım yarınları alıyorsun,
Yerine bir gelecek vaadiyle tebessümler koyuyorsun.
İçim gidiyor, içini görmek istiyorum adam.
Yoksa bu mutluluğun ezgisi mi, daha çok konuş
Bilakis elime kalem aldırmanı istemem
Defterimde yaprak kalmayacak kadar kendini yazdır bana.
Demli, şekersiz içtiğin çayını bilmek yetmiyor
Yorgunluğunu dizimde yatırdığımda geçiremiyorum
Bir hasret yeşerdi uğramadığın gönül sokağımda
Bir kez ayak basmış olsan
Yalnızca bir kez geçirsem seni oradan
Kriz geçireceğim beher-hâl
Hangi hastalığın tedavisi isen
Ben o hastalıktan derman arıyor oluyorum, görmüyorsun
Görme adam, görme
Görünce gidecek olduğundan kuşkum yok
Takvimin yaprağında senli günler biriktiriyorum
Zamanın içerisinden beraber olduklarımızı ayırıyorum
Gerisi boş kalıyor, dolduramıyorum
Dakikaların, saniyelerin ne çok değeri varmış meğer
Alamadım gülmenin tadını, senden evvel
Ancak sen bunları bilme adam, bilme
Daha hangi yaramazlığı yapayım da
Bileklerimde kelepçe niyetine ellerini göreyim
Seni hangi sözcüklere sarıp sarmalamalı
Dengesizliğinden şaştım kaldım
Halimi gören gökyüzü yazın ortasında ağlar oldu
Cahil kalmışım bunca zaman
Kimden öğrenmeli seni sevmeyi
İşitir miyim senden o tebessümleri
Derler ki “Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da…”
Yolumu kesiyorsun
Ne ayıp işledim ben sana?
Yorumlar
Yorum Gönder